Kayıtlar

Öykü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Osman, Ayfer Tunç

Resim
      Ayfer Tunç’un 2021 yılında Can Yayınlarından çıkan kitabı, aynı yıl Vedat Türkali Roman Ödülünün de sahibi oldu. Yazarın Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesi romanlarının ardından yayımlanan üçlemesinin son kitabı, önceki romanlarda Şebnem’in kocası olarak yer alan Osman’ın ölümü ile başlıyor.   Osman, şanslı doğanlardan, hayata üç değil beş sıfır önde başlayan, yakışıklı, zengin, havalı bir Nişantaşı çocuğu. Hesabını tutamayacağı kadar mal mülk ile şatafat ve zenginlikle başlayan hayatı bir caz kulübünde yevmiyeyle çalışırken bir kamyonun altında kalarak yalnız başına ölümü ile son buluyor romanda. Ölümünün ardından Osman’ın hayatına girenlerle yapılan röportajlar ve kahramanımızın çoğunu yaktığı, kaybettiği günlüklerinden aktarılan olay örgüsü, olanca sadeliğine rağmen son derece sürükleyici bir anlatımla ilerliyor.   En eskisi kahramanımızın 24 yaşındayken yazdığı günlüklerden başlayan anlatımda kullanılan dilde gözlemlenebilen değişiklikler ve...

Kağıt Ev, Carlos Maria Dominguez

Resim
  "İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir.” Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez’in naif bir zevk olan kitap okuma, satın alma, biriktirme, sahip olma, değiş tokuş etme üzerine yazdığı, yine naif cümlelerle bezeli novellası. Kitaplığımın dibinde, kendi bibliyofilliğim üzerine düşüne düşüne okudum bu kitabı. O kadar da takıntılı değilim sanıyorum. Daha fazla imkânla birlikte obsesyona doğru bir yolculuğa dönüşmeyeceğine söz vermiyorum yine de.     İngiliz akademisyen Bluma Lennon’un kaza sonucu vefatının ardından, adına gelen ve kahramanımızın almak zorunda kaldığı paketten çıkan Gölge Hattı (Üç Deniz Öyküsü) adlı kitabın peşinde Arjantin’e yaptığı yolculuğun konu edildiği hikâyede, başta Marquez, Borgess gibi ünlü Latin edebiyatçılar olmak üzere pek çok yazar ve kitabı da hissettirdikleri ile kahramanlardan biri olarak yer buluyor. Hissettirdikleri ile diyorum çünkü kahramanımızın ve yeni dünyada tanıştığı diğer kitap tutkunlarının kitaplarıyla o...

Sarıyaz, Mahir Ünsal Eriş

Resim
  Daha önce öyküleri İletişim’den yayımlayan Mahir Ünsal Eriş’in, Can’dan Kara Yarısı ile birlikte eş zamanlı olarak yayımlanan ilk kitaplarından biri. Mahir Ünsal Eriş’in sokaktaki insanların gündelik yaşantıları sırasında gelişen olaylar aracılığıyla bireysel meselelerine değinirken aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı kalemi, yine sokaktaki insanların kolayca okuyabileceği öyküler çıkartıyor.   Bunu böyle söylerken edebi derinliği olmadığını söylediğim sanılmasın. Aksine, kıskanılacak bir maharet. Hem takdir ediyorum hem zevkle okuyorum. Mahir Ünsal Eriş’in öyküleri eser miktarda mizah ve kesif bir hüznü aynı anda barındırması ile de başka başka yönlerden etkileyici. Mahir Ünsal Eriş’in kitaplarının doğal arka planı Kuzey Ege’de, bir kentin lodoslarla taşınan çöl kumlarıyla sarıya bürünmesi ve akabinde yaşanan deprem sonrasında gelişen olayların içinde, çocukların, işçilerin, kadınların ve yaşlıların hikâyeleri var Sarıyaz’da. Hüznün rengi sarıya bezenmiş bir atmos...

Erkekler Yalnızlıklar, Öykü Seçkisi, Murathan Mungan

Resim
  Öykü seçkileri her zaman iyidir. Okuru pek çok yazara, yeni tarzlara kolayca ulaştırır. Okumanın başlarındaki okur için iyi bir rehber, süzgeçten geçirilmiş, bir arada sunulmuş farklı tarzlar demektir. Deneyimli okurlar ise çeşitli yazarların farklı tarzlarının ayırdına daha kolay varır, nitelikli hem de öğretici bir okuma deneyimi sunar. Evet, okumak tamamen bireysel bir eylemdir ama yine de birisinin sizin için ardı ardına önerilerde bulunmasına tahammülünüz varsa, üzerinde çalışılmış bir seçkiden neden faydalanmayasınız ki? Murathan Mungan’ın Erkekler Yalnızlıklar seçkisi, 2021 yılının son günlerinde Metis Yayınlarından çıktı. Adında bir sürpriz barındırmıyor. Farklı kuşaklardan otuz yazarın otuz ayrı öyküsünün yer aldığı seçkinin teması erkeklere özgü yalnızlıklar.   Otuz öyküden başka, Murathan Mungan’ın önsözü de kitaba iyi bir giriş olmanın yanında içtenlik ve özen taşıyor. Yalnızlığın bir taraftan övünülecek, dövünülecek, kutsanacak yanlarını, şiire konu belirsiz...

Bize UMUT Gerek, Başar Başarır

Resim
  Başar Başarır’ın daha önce farklı yayınevlerinden yayımlanmış üç kitabının; Düzenboz (2012), Çıktığınız Hevesle İniniz (2004) ve Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (2003)   Can Yayınları tarafından bir araya getirilmesiyle 2014 yılında yayımlanan kitap, epey kapsamlı bir öykü derlemesi olmuş. Yakından takip etmeye çalıştığım yazarın bu kitaptaki öykülerini daha önce Trendeki Yabancı’da   e-kitap olarak okumuştum. Kitaplığıma da eklemek istediğimden basılı halini de aldım, asıl amacım aynı zamanda uzun aralıklarla yazılmış öykülerdeki farklılıkların ayırtına varabilmek, yazarın dönemler itibari ile metinler aracılığıyla yarattığı tarzının değişimlerini takip etmeye çalışmaktı. Sonunda başarılı oldum mu bilemiyorum. Başlarda eleştirel bir üslupla, inceleyerek okumaya başlasam da bir süre sonra öykülere kendimi kaptırmış bir halde hızlı hızlı okurken buldum kendimi. Daha önce de yazdığım üzere Başar Başarır öncelikle kendisi için yazan bir yazar. Bunun dışında ken...

Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, Barış Bıçakçı

Resim
  Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme ,    istisnasız her romanı başyapıt sayılabilecek yaşayan Türk yazarlarının en önde gelen temsilcilerinden, çok sevdiğim Barış Bıçakçı’nın son kitabı.  2021 tarihli kitap 14 kısa öyküden oluşuyor. Epey kısa öyküler, tamamı yaklaşık 90 sayfaya sığmış. Barış Bıçakçı’nın sakin, derin, anlam yüklü cümleleri, yani bilindik tarzı bu kitapta da hâkim unsur. Öyküler kısa olduğu için ben mi içine giremedim, yoksa gerçekten hafifler miydi şu an için tam bilemiyorum. Yada beklentiyi çok yüksek tutmuş olabilirim. Çünkü büyük hevesle almıştım. Yine de her açıdan ortalamanın üstü bir edebiyat hazzı garanti edilebilir. İyi okumalar dilerim.

Kalemimin Sapını Gülle Donattım, Ferhan Şensoy

Resim
  Ferhan Şensoy’un on yaşından başlayarak, Fransa’daki tiyatro eğitimi ve Kanada’yı birbirine katıp ödüllü bir yönetmen olarak yurda dönmesine kadar olan günlerini anlattığı otobiyografik romanı. Zaman zaman çocukluğuna dönüşlerle, Samsun, Çarşamba, Ünye günlerine gidip gelen romanın içinde Galatasaray Lisesi de ana karakterlerden biri olarak yer alıyor. Sıra dışı olayların ardı ardına anlatılışındaki samimi üslup gerçek olduğu izlenimi doğursa da, pek çok yerinde kurguyla gerçek birbirine karışmış gibi düşündürmüyor değil. Bunda olayların absürtlüğü kadar Ferhan Şensoy’un bilinen üslubunun da etkisi var. Kitabın nedenini tam olarak çözemediğim (yakında çözerim) insana iyi gelen, abartılı olmaktan korktuğum için söylemeye dilimin varmadığı bir anti depresan etkisi var. Ekşi Sözlük’teki yorumlarına baktığımda bu şekilde düşünen tek kişi olmadığımı da anladım.   Orta Oyuncular Yayınlarının, daha doğrusu Ferhan Şensoy kitaplarının büyük puntolu basımının yanı sıra, 33. Baskısın...

EFRASİYAB'IN HİKAYELERİ, İHSAN OKTAY ANAR

Resim
      İhsan Oktay Anar, sadece okuru olmakla değil, aynı çağda yaşıyor olmakla da övündüğüm insanlardan biri. Her ne kadar yazmayı bırakmış olsa da, mevcut kitapları pek çok kimse için tekraren okunacak kitaplar arasında sayılır. Efrasiyab’ın Hikâyeleri’ni de uzun zaman sonra yeniden okudum. Kitap; Ölüm Meleğinin, ruhunu teslim almak üzere Cezzar Dede’yi ziyaret etmesiyle ve karşılıklı olarak birbirlerine hikâyeler anlatmayı böylece her hikâye için ölümünü bir saat geciktirmeyi teklif etmesiyle başlar. Aynı zamanda iyi okurların Puslu Kıtalar Atlası’ndan hatırlayacakları Uzun İhsan Efendi’yi kovalamaya başlarlar. Yol boyunca, mahalle mahalle gezerek karşılıklı olarak anlatılan hikayeler çoğu kutsal kitaplardan, efsanelerden ve hatta Süpermen yada Kırmızı Başlıklı Kız gibi bilindik anlatılardan oluşur. Az çok bildiğimiz yada hatırladığımız öyküleri İhsan Oktay Anar’ın kendine has üslubu ile okumak yeni bir tecrübe sağlıyor. Karşılıklı anlatılacak ilk hikâyeler “kor...

BELİRSİZ BİR ANIN KIYISINDA - MURAT GÜLSOY

Resim
Murat Gülsoy’un onbir yıl aradan sonra yayımlanacak ilk öykülerini çok merak ediyordum. Bu yüzden hiç âdetim olmadığı halde ön siparişle aldım kitabı. Keşfetmekte yeterince geç kaldığım yazarın yeni öykülerini ilk okuyanlardan biri olmak istiyordum. Önceki öykülerini ikişer kez okumuş biri olarak, geçen zamanın Murat Gülsoy öykülerinde neleri değiştirdiğini, eski öyküleri ile arada ne gibi farklılıklar olacağını da merak ediyordum. “Eski öyküleri ile arada ‘şu şu’ farklılıklar var” demek benim için kolay değil.   Nasıl Oğuz Atay yazınını, aldığım edebi hazdan ötürü, tanımlayamıyorsam aynı şekilde Murat Gülsoy’un öykülerini de tanımlamak çok zor. Bunda, sınır tanımayan postmodern edebiyatı tanımlamanın aynı zamanda ona sınır çizmek anlamına gelecek olmasının da etkisi var. Murat Gülsoy’un metinlerinin okuru hemen içine alan, oyunsu ve sarmal yanını da eklersek, sayfalar akıp giderken kendinizi kaptırıyorsunuz ve sonunda yalnızca geçen zamandan alınan keyif ve o edebi tat kalıyor...

Maviye Boyanmış Sular, Cemil Kavukçu

Resim
  “Her şeyi ama her şeyi unut. İlk limanda gemiden in ve bir daha denize dönme. Ben bir deniz aynasıyım, deniz hiçbirimizi sevmiyor”   Jeoloji Mühendisi, ödüllü Yazar Cemil Kavukçu’nun bilimsel araştırma gemilerinde çalıştığı yıllardan ilhamla uzun yıllar boyunca yazdığı denizde yaşam, gemiler, gemi adamlarıyla ilgili öykülerini derlediği öykü kitabı. Can Yayınlarından çıkmış, 2016 basımı.  Muharrem Abi, “Kendinden çok şey bulacaksın” diyerek verdi bu kitabı. Gerçekten de buldum. İnsan yaşadıkça törpülenir, sivri köşeleri bir bir yumuşar zamanla.   Deniz ve aslında daha çok gemi yaşantısı öyle değildir ama. Her ne ise orada bir kat, iki kat daha öyle olur. Sonrasında dikiş tutmaz bir türlü. Serdümen Cemil Kavukçu ve onun lumbuzundan görünen   küfürbaz, oynatmış, psikopat, deli, deli taklidi yapan, alkolik gemi adamlarıyla dolu, hepsi de sivri adamların hikayeleri. Okuyun da ayaklarınız toprağa değsin, elektriğinizi alır.  

BİR TATLI KAŞIĞI ACI, HASAN BALABAN

Resim
  Hasan Balaban’ın ilk romanı, benim de Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’tan temin ettiğim ilk kitap oldu. Baskı kalitesinin gayet iyi olduğunu gördüm. Ne yalan söyleyeyim, ilk kitap olması nedeniyle oldukça temkinliydim. Kitaba hoşgörülü yaklaşmayı düşünüyordum ama hiç gerek kalmadı. Hasan Balaban kitabı, aşk, aile, dostluk ve vefa ile dolu. Çoğunlukla iki, yer yer üç farklı zamanda akıp giden hikâyede tempo bir an olsun düşmüyor. Hasan Balaban, aşk üçgenleri, cinayetler, ihanetler ve bir sonraki bölümü hep merak ettiren olay örgüsünü çok iyi kurmuş, karakterleri iyi analiz edip, uzun yıllar boyunca sürüp giden hikâyede hiçbir boşluk bırakmamış. Ben de elimden bırakamadım doğrusu, bölümlerin uzunluğu ve sonları çok iyi ayarlanmış. Farklı zaman dilimlerindeki olayların ve karakterlerin sondaki bir araya getirilişi gerçekten iyi kotarılmış. Yazımının uzun bir zaman dilimine yayıldığı ve üzerinde çok çalışıldığı hemen anlaşılıyor. Hasan Balaban iyi bir senaryo yazarı olabilir, ...

İNGİLİZ VE AMERİKAN EDEBİYATINDA KISA ÖYKÜNÜN BÜYÜK USTALARI

Resim
  Öykü seçkileri her zaman iyidir. Pek çok yazarın, derlemenin amacına uygun düşen öykülerini bir arada bulursunuz. Arka arkaya okuduğunuzda, farklılaşan üslupların ayırtına varırsınız. Bazıları size hitap etmezken, bazılarının kitabını edinip diğer öykülerine yol alırsınız. Nereden bakarsanız bakın, aynı kitapta hem Virgina Woolf’u, hem Edgar Allan Poe’yu, hem James Joyce’u okumak iyi bir deneyim. İngiliz ve Amerikan edebiyatı, dünya edebiyatı içinde kendi başlarına önemli bir ekolü temsil ediyorlar.  Celal Üster’in hem seçtiği hem çevirdiği öyküler size yukarıda saydığım tüm fırsatların yanında iyi bir okuma deneyimi sunuyor. Üster’in çeviri dili gerçekten özenli ve çok keyifli. İyi okumalar dilerim.  

HOMO NARRANS, İnsan Niçin Anlatır? İsmail GEZGİN

Resim
  İsmail Gezgin, internetteki sohbetleriyle tanıdığım bir bilim insanı, arkeolog, akademisyen ve yazar. Kendisini tanıdıktan hemen sonra kitaplarını edinmeye çalıştım ama hemen hepsinin baskısı tükenmişti ve bir ikisinin pdf’ini okumak zorunda kaldım, bir görüştüğümüzde bunu kendisine de söylemiştim, bir kez de buradan özür diliyorum. Aynı görüşmemizde Homo Narrans üzerine çalıştığını ve yakında çıkacağını söylemişti. Biraz geç olsa da nihayet geçtiğimiz Ekim ayında Redingot Kitap’tan çıktı ve hemen edindim. Kendisi de çok iyi bir hikâye anlatıcısı olan Gezgin, Homo Narrans’ta insanın hikâye anlatıcılığının binlerce yıllık tarihinin izini sürüyor ve “İnsan niçin hikaye anlatır?” sorusunun cevabını arıyor. İnsanın mağarasından çıkıp, insan donuna girmesiyle birlikte kaybettiği anlamı arayışının nedeni olarak bilinmezin peşine düşmesini ve bilmediğini bildiği anda bilmediğine bir anlam vererek onu bilinir kılma çabasını görüyor ve buna pek çok açıdan aydınlatıcı açıklamalar getir...

Seyrek Yağmur- Barış Bıçakçı

Resim
Seyrek Yağmur,   istisnasız her romanı başyapıtı sayılabilecek yaşayan Türk yazarlarının en önde gelen temsilcilerinden Barış Bıçakçı’nın 2016 çıkışlı kısa romanı - uzun öyküsü.   Tam bir roman karakteri olan kitap satıcısı Rıfat’ın hikâyesinde yer yer Oğuz Atay tadı aldığımı söyleyebilirim, biraz daha uzun olsaymış yeni bir kült karakterle tanışmamız işten bile değilmiş.   “ Günler damlıyor ama aynı kaba değil ” diyerek başlıyor hikâye, aynı kaba aksa dolacak hâlbuki. Böylece elinde bir emaye kapla seyrek yağmurun peşine düşüyor Rıfat, günleri aynı kaba doldurabilmek için. Üniversiteye hazırlanan çocuklara test kitapları satmakla sanat filmi yönetmek arasında tercih yapmak zorunda kalımca kolay olanı seçip film çekmeye başlayan bir adam Rıfat. Modern zaman Don Kişot’u, kitapçı kedisi Hakkı da Sanço Panço. Çocukluğunu sabırsızlıkta arayan, hiçbir şey söylemeden terk eden sevgilisinin ağzından kendine mektuplar yazan bir adam Rıfat.   Barış Bıçakçı’nın alâmetifarikası...

Bir Gemide – Ferit Edgü

Resim
Ferit Edgü Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden biri. Ben hiç okumamıştım. Bilge’nin İngilizce dersinin bitmesini beklerken turladığım Çapa sokaklarında biraz da soğuktan kaçmak amacıyla girdiğim bir kitapçı dükkânında elime aldığım Bir Gemide’yi. Uzun zamandır merak ediyordum. Hemen oracıkta kitaba ismini veren öyküyü okudum. Daha önce Yapı Kredi Yayınlarının çıkardığı İnsanlar İçinde Bir İnsan adlı Sait Faik Hikaye Armağanı Antolojisi içinde de okumuştum aynı öyküyü.   Hem hatırladım hem de yeniden beğendim. Beğendikten ve o kadar okuduktan sonra biraz da bana bir süreliğine sıcak alan sağlayan kitapçıya minnetimden ötürü artık o kitabı almak zorundaydım. 1979 yılı Sait Faik Hikaye Ödülünü almış olan kitabın elimdeki baskısı Sel Yayınlarından 2014 yılınca çıkmış. Sekiz kısa öykü var. Kitaba adını veren Bir Gemide isimli öyküde Türkiye metaforu ile birlikte göndermeler, eleştiriler ve derinliği olan etkili cümleler dikkat çekiyor. Koku adlı öykü de yozlaşmış bir kent ve ...

Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı

Resim
Çok beğendiğim, gerçekten iyi kitaplar hakkında yazamadığımı söylemiştim. Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı'nın baş yapıtı. İçinde öyle cümleler var ki; her biri ayrı bir kitap olur sanki. Zamanın ötesinde bir kitap olduğunu düşünüyorum, filmi de yapıldı fena olmamış ama yine de bugün için değerinin bilinmiyor gibi.. Bilmiyorum ne zaman olur ama ilerde bu kitap çok değerlenir, değerlenmesi gerekir. 

Acenta Mirza, Kırmızı Yel - Osman Şahin

Resim
Kibar Feyzo, Züğürt Ağa gibi filmlerin ilham kaynağı olan hikayeleri de barındıran, farklı bir dille yazılmış, dilin içerisinde aynı zamanda oldukça zengin kültürel birikimin kodlarını farkedebileceğiniz,   benim için geç keşfedilmiş harika bir öykü kitabı.

Uçan Tabut - Pınar Eğilmez

Resim
Yazar Pınar Eğilmez'in ilk kitabı. Okuduğum zamanda “Aman bitmesin” diyerek ağırdan almış, tadını çıkarmaya çalışmıştım. Bu açıdan güzel bir deneyim olmuştu. O zaman bir de "umarım devamı gelir" yazmıştım. İlk kitabın yaptığı süksenin ardından Pınar Eğilmez'in ikinci kitabı Doğan Kitap etiketiyle çıktı. O da kitaplıkta okunmayı bekliyor.  Bu ilk kitabı okurken aldığım notları aşağıya aktarıyorum. Sakin alelade bir öykü gibi başlayan kitap, ortalara doğru fırtınalar estirmeye başladı. Habersizce birbirine dokunan hayatların kesişimleri üzüntüleri, sevinçleri etkileyici bir biçimde anlatılmış. Karakterlerin ustaca aktarılan psikanalizlerine, olay örgülerinin sosyolojik göndermelerine hayran olmamak elde değil. Okuyup bitirdikten sonra hayranlığım bir kat daha arttı. Yazarın ilk kitabı, kendisi bastırıp dağıtmış. Bir “edebiyatçı”, “editör” denetiminden geçmemiş olması her kitaba lazım çok güzel bir samimiyet katmış. Yazarın kendi satırlarından alarak söyl...

Tumturaklı Deyimler Resmigeçidi – Teklifinizle Ilgilenmiyorum – Başar Başarır

Resim
Şaraplar için kullanılan tabirdir; “Kolay İçimli” deriz. Başar Başarır’ın bu kitabi için benim tanımım da “Şarap Gibi Kitap” olabilir, boğazınızdan kayıp giden, damakta hoş bir tat bırakan yumuşak içimli bir şarap gibi, kolayca okunuveren, zihinde hoş tat bırakan bir kitap. Elime almamla bir çırpıda, otobüs, tramvay demeden okuyup bitirmem bir oldu. Başar Başarır’la tanışmam da bu kitabı elime almam da muhtemelen yazarın yeni romanı Sipob’un yayımlanması münasebetiyle T24 tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan bir röportajı sayesinde oldu.   Röportajda, kendini ve felsefesini çok güzel ifade eden, çarpıcı tespitlerini dikkat çekici bir şekilde ortaya koyan,   artık deneyimli diyebileceğimiz, protest tavır sahibi bir yazarla karşılaştım. Eve döner dönmez, yayımlandığı yıl olan 2013’ten bu yana kitaplıkta duran kitabı elime alıp okumaya başladım. Böylece akıcı, eğlenceli, iyi veya kötü ama güzel karakterle dolu bir dünyaya adım atmış oldum. Bu türün adı “kara mizah” olar...

Murat Gülsoy Hakkında Tamamen Kişisel Bir Takım Sayıklamalar

Resim
Blogun ilk yazısını en sevdiğim yazara ayırdım. Murat Gülsoy'un kitapları ile ilgili kısa tanıtımlar okuyacaksınız, Bunları daha sonra kısa kısa ayrıca yazarım belki. İyi okumalar. Bir süre önce Twitter’daki bir edebiyat hesabının yaptığı tespit ile birlikte yaşayan yazarların ve özellikle yaşayan yerli yazarların yeterince ilgi görmedikleri konulu bir tartışma yaşanmıştı. Bu tespite o zaman da katılmamıştım. Hepsini tek tek anacak değilim ama tek bir örnek vermek yeterli olur sanırım. Murat Gülsoy adında bir yazar var bu ülkede. “Metallica diye bir grup keşfettim, süper” durumuna düşmek istemiyorum tabi ama (Sonuç olarak hakkında onlarca tez, yüzlerce makale yazılmış birisi) benim için tam zamanında tanınmış bir yazar kendisi. Murat Gülsoy’a sadece yazar demek şüphesiz eksik kalır. İyi bir yazarı diğer kimliklerini (sadece bir baba, oğul, ya da eş gibi doğal kimlikler dahi olsa) göz ardı ederek değerlendirmek şüphesiz ki yanıltıcı olur. Oysa Murat Gülsoy, Türk Ede...