Kayıtlar

İletişim Yayınları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, Barış Bıçakçı

Resim
  Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme ,    istisnasız her romanı başyapıt sayılabilecek yaşayan Türk yazarlarının en önde gelen temsilcilerinden, çok sevdiğim Barış Bıçakçı’nın son kitabı.  2021 tarihli kitap 14 kısa öyküden oluşuyor. Epey kısa öyküler, tamamı yaklaşık 90 sayfaya sığmış. Barış Bıçakçı’nın sakin, derin, anlam yüklü cümleleri, yani bilindik tarzı bu kitapta da hâkim unsur. Öyküler kısa olduğu için ben mi içine giremedim, yoksa gerçekten hafifler miydi şu an için tam bilemiyorum. Yada beklentiyi çok yüksek tutmuş olabilirim. Çünkü büyük hevesle almıştım. Yine de her açıdan ortalamanın üstü bir edebiyat hazzı garanti edilebilir. İyi okumalar dilerim.

Ne Yapabilirim, Geleceğe Kartpostallar, Gündüz Vassaf

Resim
  Gündüz Vassaf ile ilgili yeni bir şey söylemeye gerek yok. Cehenneme Övgü ve Cennetin Dibi kitapları hakkında yazarken, Gündüz Vassaf ile ilgili fikirlerimi de aktarmıştım. Gündüz Vassaf bu kitabıyla çağın devasa toplumsal sorunları karşısında ezilen, kendini iyice küçük gören, çaresiz görünen düşünceli ve çaresiz insanların “Ne yapabilirim?” sorusuna cevap vermeye çalışıyor. Bu sorunun Gündüz Vassaf’a çok fazla sorulduğunu tahmin etmek zor değil. Gündüz Vassaf önceki kitaplarında yer verdiği dünya gençlerinin bilindik sorunlarına değinmiş. Otoriter rejimler, tüketim toplumu, reklam kültürü, görünür görünmez savaşlar, ruhu değişen spor, kuşak çatışmaları, kahraman kültleri popüler olan her şey, kısaca düzenin her zerresi   Gündüz Vassaf’ın ezeli düşmanları. Gündüz Vassaf bu kitapla gençlere kendi tecrübeleriyle de rehber olmaya çalışıyor. Yazıp çizen, gözlemleyen ve sorgulayan kendi anarşisini örnek veriyor. Tekrarlamak gerekirse; çağın devasa toplumsal sorunları karşı...

Seyrek Yağmur- Barış Bıçakçı

Resim
Seyrek Yağmur,   istisnasız her romanı başyapıtı sayılabilecek yaşayan Türk yazarlarının en önde gelen temsilcilerinden Barış Bıçakçı’nın 2016 çıkışlı kısa romanı - uzun öyküsü.   Tam bir roman karakteri olan kitap satıcısı Rıfat’ın hikâyesinde yer yer Oğuz Atay tadı aldığımı söyleyebilirim, biraz daha uzun olsaymış yeni bir kült karakterle tanışmamız işten bile değilmiş.   “ Günler damlıyor ama aynı kaba değil ” diyerek başlıyor hikâye, aynı kaba aksa dolacak hâlbuki. Böylece elinde bir emaye kapla seyrek yağmurun peşine düşüyor Rıfat, günleri aynı kaba doldurabilmek için. Üniversiteye hazırlanan çocuklara test kitapları satmakla sanat filmi yönetmek arasında tercih yapmak zorunda kalımca kolay olanı seçip film çekmeye başlayan bir adam Rıfat. Modern zaman Don Kişot’u, kitapçı kedisi Hakkı da Sanço Panço. Çocukluğunu sabırsızlıkta arayan, hiçbir şey söylemeden terk eden sevgilisinin ağzından kendine mektuplar yazan bir adam Rıfat.   Barış Bıçakçı’nın alâmetifarikası...

Âşıklar Bayramı – Kemal Varol

Resim
“Kalbinde derin bir çizikle gezenin,  günün birinde her ne pahasına olursa olsun yaranın müsebbibini affetmesi kadar kederli ve ağır bir şey yoktu dünyada” Yazar, Şair Kemal Varol’un 2019 yılında İletişim’den yayımlanan romanı.   “Babam, tamı tamamına yirmi beş yıl sonra, bir elinde yıllanmış üç telli bağlaması, diğer elinde ahşap bavulu, kapımın önünde diz çökmüş, gece vakti aniden ortaya çıkmış mahcup bir konuk veya geçip giden zamandan borcunu mahsup etmeye gelmiş eski bir alacaklı gibi öylece beni bekliyordu .” Arka kapak yazısı bu davetkâr metinle başlıyor. Diyarbakır’da yaşayan Avukat Yusuf, yalnız yaşadığı evinde gecenin üçünde çalan zille uyanır ve kapıyı açmasıyla birlikte geçmişe dair hesaplaşmalar ve uzun bir yol hikâyesi başlar.  Bölgenin ünlü âşıklarından Heves Ali, ömrünün son günlerinde yirmi beş yıldır görmediği oğlunu son bir kez görmek istemektedir. Sonrasında baba oğul, eski sevgiliye yazılan mektuplar, yakılmış türküler eşliğinde Diyarbakır’dan...

Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı

Resim
Çok beğendiğim, gerçekten iyi kitaplar hakkında yazamadığımı söylemiştim. Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı'nın baş yapıtı. İçinde öyle cümleler var ki; her biri ayrı bir kitap olur sanki. Zamanın ötesinde bir kitap olduğunu düşünüyorum, filmi de yapıldı fena olmamış ama yine de bugün için değerinin bilinmiyor gibi.. Bilmiyorum ne zaman olur ama ilerde bu kitap çok değerlenir, değerlenmesi gerekir. 

Cehenneme Övgü - Gündüz Vassaf

Resim
İnsanın okuduğu kitapta yada sevdiği bir yazarda kendini ve düşüncelerini doğrulatması her ne kadar zevkli olsa da kendini tekrar etmek manasına geldiği için yararsızmış gibi görünebilir.   Bu kitapla artık kendimden ve herkesin dalga geçip durduğu saçma sapan (!) düşüncelerimden vazgeçmek üzere olduğum öyle bir zamanda tanıştım ki adeta can simidi oldu. Yeniden kendimi iyi hissetmeye başladım. Böyle bir kitapla duygusal bağ kurmak da benim bir başka acayipliğim oldu. Kitaba gelince; bir dünya vatandaşı olan Gündüz Vassaf’ın toplumsal ve teokratik, büyük yada küçük yeryüzünde yer alan yada almış bütün sistemlerin insan davranışları üzerindeki bilumum olumsuz etkilerini incelediği, bunu yaparken sözünü esirgemediği, Türk aydınlarının genelinin aksine yerele saplanıp kalmadığı, bütün dünyada her gün gözümüzün önünde olup biten, aklı ve ruhu güdük bırakan nice ölümcül etkiyi burnumuzun ucuna getirdiği, muhalefete muhalefet etmenin ne demek olduğunu gösterdiği en iyi kitabı. Ço...

Sinek Isırıklarının Müellifi - Barış Bıçakçı

Resim
Barış Bıçakçı, çok sevdiğim yazarlardan biri. En iyi kitabının Bizim Büyük Çaresizliğimiz olduğunu düşünüyordum. Sinek Isırıklarının Müellifi de şimdi onun yanında yerini aldı. Vurucu cümleleri var ve bunları büyük bir sakinlikle yapıyor. Siz ayrıntıları okuduğunuzu sanıyorsunuz ama büyük hikayeyi anlatıyor. Bu kitapta da ergen oğlanlar, ergen kızlar, evli erkekler, iskambil falı bakan orta yaş kadınlar, yaşlılar, gençler var. Hepsinin bir güzel röntgeni çekilmiş. Hem iyi edebiyatı hem kötü edebiyatı göstermiş. Karşılaştırmış, benim için oldukça eğlendirici ve öğretici oldu doğrusu. Kafam karıştı. Kendimi hem iyi hissettim hem kötü hissettim. Bu kitabı çok beğendim.

Coşkulu Bir Durağanlık - Tatar Çölü

Resim
Anlam Arayışındaki İnsan Kritiği; Giovanni Drogo  “Ya aslında yanılıyorsa? Ya gayet sıradan bir yazgıya sahip sıradan biri olarak yaratılmışsa?” Tatar Çölü, bir Dino Buzzati romanı. Genç Teğmen Giovanni Drogo’nun ilk görev yeri olan Bastiani Kalesi’nde başından geçen olayları anlatıyor. “Başından geçenleri” burada sadece bir klişe olarak var. Doğrusu şu ki; roman aslında Drogo’nun  Bastiani Kalesinde başından geçmeyenleri anlatıyor. Olay örgüsü, genç teğmenin kaleye atanması ve uzun bir yolculuğun ardından görev yerine varması ile son buluyor, bundan sonrası dolu dolu bir durağanlıktan ibaret. Okurlar, bir modern zaman başyapıtı olan bu romanı, hayatlarına dokunan, köklü değişikliklere neden olan bir şaheser olarak niteliyorlar.  Hayatında hiçbir değişiklik olmayan Giovanni Drogo’nun hikayesinin okurların hayatlarında köklü değişiklikler yaratıyor oluşu bile ne kadar etkili ve güçlü bir anlatıma sahip olduğunun kanıtı niteliğinde. Kitapla ilgili tartışmal...