Kayıtlar

Bilim Kurgu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİZ, YEVGENİ ZAMYATİN

Resim
  “İnsanların kanı kızıl ve ateşli oldukça, insanlık genç oldukça hep isyanlar, hep devrimler olacak.”   Rus Yazar Yevgeni Zamyatin’in ülkesinden uzakta yazmak zorunda kaldığı distopik romanı pek çok açıdan ilginçtir. George Orwell’ın 1984’ünün ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünyası’nın öncüsü ve hatta esin kaynağı olduğu söylenen romanı, Ursule K. Le Guin gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu eseri olarak nitelendiriyor. Bazı acımasız okurlar, iki yazarın açık bir şekilde esinlendiğini hatta arakladığını bile söylüyorlar. Bir başka ilginç nokta ise, kitabın kendi dilinde ve ülkesinde yazıldıktan ancak 68 yıl sonra, Gorbaçov döneminde yayımlanabilmiş olması. Zamyatin devrimden önce birlikte olduğu ve destek verdiği komünistlerle, devrimden sonraki idarenin mutlak otoriterleşmeye evrildiğini gördüğü ve söylediği için ters düşüyor ve tüm işlerinden el çektirilerek ülke içinde sürgüne gönderiliyor.   Yine de ılımlı olacak ki, Komünist idareden ülkeyi terk edebilmek için i...

ALACAKARANLIK – SADIK HİDAYET

Resim
  Sadık Hidayet, İran’ın yada doğunun Kafka’sı olarak anılıyor. Başyapıtı sayılabilecek Kör Baykuş’u okuduktan sonra böylesine bir kitaptan sonra başka bir şey yazmamış olacağı sanrısına kapılmıştım. Son derece depresif bir hayat süren ve biri yirmi üç yaşında olmak üzere iki kez intihar girişiminde bulunarak ikincisinde hayatını kaybeden muhalif bir doğulu. İran’da Fransız okulunda okuduktan sonra, bir süre Fransa ve Belçika’da yaşayan yazar, her doğulu aydında olduğu gibi, doğu ile batı arasında sıkışıp kalmış ve bu cendereden çıkmak için kalemine başvurmuş. Bir dönem Budizm etkisine giren ve bazı Budist yazılarını kendi diline çeviren yazarın, kitapları bugün hala İran’da yasaklı. Alacakaranlık’ta yedi öykü var. İlki S.G.L.L. İkibin yıl sonrasını anlatan, erotik öğeler de barındıran ütopik, distopik bir bir bilim kurgu. İkincisi Erkeğini Kaybeden Kadın’da genç yaşta aşkla evlenip, kocası tarafından terk edilince kucağında bebeğiyle İran köylerinde bir başına yollara düşen bi...

Mülksüzler- Ursula Le Guin

Resim
Bildiğimiz anlamda edebiyat nasıl insanın içine doğru bir yolculuksa, bilim-kurgu yada ütopya veya distopya da insanın dışına doğru bir yolculuktur. Bazen içimizden sıkıldığımız zamanlarda gerçekten iyi gelebiliyor. Akıllıca yazılmış bir ütopya veya distopya oldukça zihin açıcı olabiliyor, zihnimizde yeni snapsler oluşturuyor. Yeni dünyalar tanımak, bu dünyayı algılamakta zorlandığımız zamanlarda, aslında anlamımıza o kadar gerek olmadığını farkettirirken yepyeni anlayışlar geliştirebilmenin de mümkün olduğunu gösteriyor. Benzetmek pek hoş değil biliyorum ama Ursula Le Guin’in kült romanı Mülksüzler pek çok açıdan George Orwell’in 1984’üne benziyor. Bence muhakkak okunması gereken bir klasik.