Kayıtlar

Fatih Çavdar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ötekilerin Arkeolojisi - İsmail Gezgin

Resim
''Kültür ve onun kurucuları olan ayrıcalıklı sınıf,  iyilik, ahlak, dürüstlük, kahramanlık gibi toplumsal erdemleri yoksulların sırtına yüklemiştir'' Arkeolog ve yazar İsmail Gezgin aynı zamanda çok iyi bir hikâye anlatıcısı. Kitaplarının izini sürdüğünüzde arkeoloji ve tarih biliminin işleyişi ve sonuçları ile ilgili, son derece eleştirel ve gerçekçi fikirlerinin izini sürebilirsiniz. Kendi çalışma alanı ile ilgili çıktıların tarihler boyunca ve günümüzde dahi iktidar sahiplerinin toplumların ezilen kesimleri üzerindeki iktidarlarının devamına hizmet etmekte olduğunu söyleyen Gezgin; arkeolojinin, sadece maddi kalıntılarla değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bağlamlarla da ilgilenmesi gerektiğini önceki kitaplarında da vurgulamıştı. Gezgin bu kez, içinde bulunduğumuz yıl içinde çıkardığı kitabında, antik çağlardan günümüze kadar, ötekileştirilen grupların izini sürüyor. Hizmet sektörü çalışanları, emekçiler, işçiler, dar gelirliler, kadınlar ve çocuklar gibi ...

Osman, Ayfer Tunç

Resim
      Ayfer Tunç’un 2021 yılında Can Yayınlarından çıkan kitabı, aynı yıl Vedat Türkali Roman Ödülünün de sahibi oldu. Yazarın Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesi romanlarının ardından yayımlanan üçlemesinin son kitabı, önceki romanlarda Şebnem’in kocası olarak yer alan Osman’ın ölümü ile başlıyor.   Osman, şanslı doğanlardan, hayata üç değil beş sıfır önde başlayan, yakışıklı, zengin, havalı bir Nişantaşı çocuğu. Hesabını tutamayacağı kadar mal mülk ile şatafat ve zenginlikle başlayan hayatı bir caz kulübünde yevmiyeyle çalışırken bir kamyonun altında kalarak yalnız başına ölümü ile son buluyor romanda. Ölümünün ardından Osman’ın hayatına girenlerle yapılan röportajlar ve kahramanımızın çoğunu yaktığı, kaybettiği günlüklerinden aktarılan olay örgüsü, olanca sadeliğine rağmen son derece sürükleyici bir anlatımla ilerliyor.   En eskisi kahramanımızın 24 yaşındayken yazdığı günlüklerden başlayan anlatımda kullanılan dilde gözlemlenebilen değişiklikler ve...

TİAMAT, İHSAN OKTAY ANAR

Resim
  İhsan Oktay Anar, doksanlı yılların ikinci yarısından itibaren Türk Edebiyatının en sevilen romanlarından biri haline gelecek olan Puslu Kıtalar Atlası’ndan başlayarak ardı ardına yayımlanan ve son olarak 2014 yılında Galiz Kahraman ile son bulan romanlarının ardından kemik gibi sağlam bir okuyucu kitlesi edinmişti. Kitapları dışında pek ortalarda görünmeyen yazar, geçtiğimiz yıllarda artık roman yazmayı bıraktığını da açıkladıktan sonra bu senenin başlarında Anar’ın yayınevini değiştirdiği haberi ufak bir bomba etkisi yaratmıştı. Kimileri yeni bir roman beklerken kimileri de Anar’a güveniyordu. Madem yazmayı bıraktığını söylüyordu o halde yazmayacaktı. Eski kitaplarının yeniden basılacağını düşünürken yeni bir kitapla döneceği açıklanınca yine şaşırtmadı doğrusu. Anar’ın uzun yıllar önce yazdığı ancak yayımlatmadığı bir romanını gözden geçirdiği ve bu romanla yeniden döneceği açıklanınca yeni durum anlaşılmış oldu. Anar Tiamat ile artık bilindik o hoş üslubunu devam ettiriyo...

Kağıt Ev, Carlos Maria Dominguez

Resim
  "İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir.” Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez’in naif bir zevk olan kitap okuma, satın alma, biriktirme, sahip olma, değiş tokuş etme üzerine yazdığı, yine naif cümlelerle bezeli novellası. Kitaplığımın dibinde, kendi bibliyofilliğim üzerine düşüne düşüne okudum bu kitabı. O kadar da takıntılı değilim sanıyorum. Daha fazla imkânla birlikte obsesyona doğru bir yolculuğa dönüşmeyeceğine söz vermiyorum yine de.     İngiliz akademisyen Bluma Lennon’un kaza sonucu vefatının ardından, adına gelen ve kahramanımızın almak zorunda kaldığı paketten çıkan Gölge Hattı (Üç Deniz Öyküsü) adlı kitabın peşinde Arjantin’e yaptığı yolculuğun konu edildiği hikâyede, başta Marquez, Borgess gibi ünlü Latin edebiyatçılar olmak üzere pek çok yazar ve kitabı da hissettirdikleri ile kahramanlardan biri olarak yer buluyor. Hissettirdikleri ile diyorum çünkü kahramanımızın ve yeni dünyada tanıştığı diğer kitap tutkunlarının kitaplarıyla o...

Parfümün Dansı, Tom Robbins

Resim
  "Üç kelimenin toplamı bir ton geliyordu ve buna noktalama işaretleri dahil değildi."   Methini uzun zamandır duyduğum ancak bir türlü sıraya giremeyen kitabı nihayet okumaya başladıktan sonra “aman bitmesin” diyerek epey ağırdan aldım, heyhat yine de bitti. Şimdi de tekrar okuyup bu kez notlar almayı da planlıyorum. Öyle güzel bir kitaptı. Tom Robbins’in kitabı gerçeküstü öğelerle bezeli rüya tadında tam bir modern zaman masalı. Paganist Avrupa’da önce bir kral, sonra serf olan, ölümden kaça kaça doğuya yolculuk eden, burada mistisizme ve bilumum doğu tarikatlarına bulaştıktan sonra ölümsüzlüğü bulamasa da yaşlılığı engelleyerek bin yıldan fazla yaşayan Alobar ile doğuda karşılaştığı ebedi aşkı Kudra’nın sınırları ve çağları açan hikâyesi. Romanımız, kahramanlarımızın yaşadıkları coğrafyalarla birlikte Paris’te dünya parfüm devlerinin, Seattle’da kusursuz takoyu ararken bir taraftan da parfüm denemeleri yapan genç bir garson kızın  (Priscilla da en az Kudra ka...

Sarıyaz, Mahir Ünsal Eriş

Resim
  Daha önce öyküleri İletişim’den yayımlayan Mahir Ünsal Eriş’in, Can’dan Kara Yarısı ile birlikte eş zamanlı olarak yayımlanan ilk kitaplarından biri. Mahir Ünsal Eriş’in sokaktaki insanların gündelik yaşantıları sırasında gelişen olaylar aracılığıyla bireysel meselelerine değinirken aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı kalemi, yine sokaktaki insanların kolayca okuyabileceği öyküler çıkartıyor.   Bunu böyle söylerken edebi derinliği olmadığını söylediğim sanılmasın. Aksine, kıskanılacak bir maharet. Hem takdir ediyorum hem zevkle okuyorum. Mahir Ünsal Eriş’in öyküleri eser miktarda mizah ve kesif bir hüznü aynı anda barındırması ile de başka başka yönlerden etkileyici. Mahir Ünsal Eriş’in kitaplarının doğal arka planı Kuzey Ege’de, bir kentin lodoslarla taşınan çöl kumlarıyla sarıya bürünmesi ve akabinde yaşanan deprem sonrasında gelişen olayların içinde, çocukların, işçilerin, kadınların ve yaşlıların hikâyeleri var Sarıyaz’da. Hüznün rengi sarıya bezenmiş bir atmos...

Erkekler Yalnızlıklar, Öykü Seçkisi, Murathan Mungan

Resim
  Öykü seçkileri her zaman iyidir. Okuru pek çok yazara, yeni tarzlara kolayca ulaştırır. Okumanın başlarındaki okur için iyi bir rehber, süzgeçten geçirilmiş, bir arada sunulmuş farklı tarzlar demektir. Deneyimli okurlar ise çeşitli yazarların farklı tarzlarının ayırdına daha kolay varır, nitelikli hem de öğretici bir okuma deneyimi sunar. Evet, okumak tamamen bireysel bir eylemdir ama yine de birisinin sizin için ardı ardına önerilerde bulunmasına tahammülünüz varsa, üzerinde çalışılmış bir seçkiden neden faydalanmayasınız ki? Murathan Mungan’ın Erkekler Yalnızlıklar seçkisi, 2021 yılının son günlerinde Metis Yayınlarından çıktı. Adında bir sürpriz barındırmıyor. Farklı kuşaklardan otuz yazarın otuz ayrı öyküsünün yer aldığı seçkinin teması erkeklere özgü yalnızlıklar.   Otuz öyküden başka, Murathan Mungan’ın önsözü de kitaba iyi bir giriş olmanın yanında içtenlik ve özen taşıyor. Yalnızlığın bir taraftan övünülecek, dövünülecek, kutsanacak yanlarını, şiire konu belirsiz...

Bize UMUT Gerek, Başar Başarır

Resim
  Başar Başarır’ın daha önce farklı yayınevlerinden yayımlanmış üç kitabının; Düzenboz (2012), Çıktığınız Hevesle İniniz (2004) ve Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (2003)   Can Yayınları tarafından bir araya getirilmesiyle 2014 yılında yayımlanan kitap, epey kapsamlı bir öykü derlemesi olmuş. Yakından takip etmeye çalıştığım yazarın bu kitaptaki öykülerini daha önce Trendeki Yabancı’da   e-kitap olarak okumuştum. Kitaplığıma da eklemek istediğimden basılı halini de aldım, asıl amacım aynı zamanda uzun aralıklarla yazılmış öykülerdeki farklılıkların ayırtına varabilmek, yazarın dönemler itibari ile metinler aracılığıyla yarattığı tarzının değişimlerini takip etmeye çalışmaktı. Sonunda başarılı oldum mu bilemiyorum. Başlarda eleştirel bir üslupla, inceleyerek okumaya başlasam da bir süre sonra öykülere kendimi kaptırmış bir halde hızlı hızlı okurken buldum kendimi. Daha önce de yazdığım üzere Başar Başarır öncelikle kendisi için yazan bir yazar. Bunun dışında ken...

Sus Barbatus, Faruk Duman

Resim
      Faruk Duman’ın aynı adlı üçlemesinin ilk romanı, Hep Kitap’tan çıkmış. 2019 Orhan Kemal Roman Armağanı ve 2019 Cevdet Kudret Ödülleri'nin sahibi. 1979 kışında açıkça adları açıkça yazılmasa da Kars’ın Allahuekber Dağlarındaki köylerde geçen romanda, sonsuz soğuk, kar ve buzun içerisinde delimsirek Kenan’la iyi yürekli karısı Zeynep’in etrafında, yaşadıklarını kendilerinden başka kimsenin bilmediği ancak dönemin siyasi ortamında devrimciliği keşfedebilmiş köyün gençlerinden Faruk, Aynur, Orhan ve arkadaşları ile hem güçlü hem zayıf, ne soğuktan ne devletten korkan kadınları Gülşen ve Aysel’in, Mustafa Öğretmen’in ve öğretmenin abisi Ağa ile boş gezen ve fırsatçı oğlu Atalay bunlardan başka hükümet doktoru Servet, Karakol Komutanı ve bir çavuşunun ilikleri donduracak buz gibi hikâyesi Faruk Duman’ın masalsı anlatımı ile birleşince ortaya harika bir roman çıkmış. Yarım akıllı, zayıf Kenan’ın, hamile karısı Zeynep’e aş sağlamak biraz da işe yaramak gayesiyle d...

Momo, Michael Ende

Resim
  Alman yazar Michael Ende’nin oturduğu yerde hiçbir şey yapmadan, yalnızca insanları dinleyerek mucizeler yaratan küçük karakteri Momo’nun hikâyesini anlattığı sıcacık romanı. Büyükler için yazmış ama çocuklar da okuyabilir, yada belki çocuklar için yazmıştır ama büyükler muhakkak okumalıdır. Ben okuyup bitirdikten sonda kızıma “İşini gücünü, dersini sınavını ne varsa bırakıp hemen okumasını” söyledim.   Bakımevinden kaçarak eski bir tiyatro harabesinde yaşayan ve büyük küçük bütün mahallenin hayatını değiştiren koca ceketli, kıvırcık saçlı kız çocuğu Momo, çevresindeki insanların bir süre sonra Zaman Tasarruf Şirketi elemanları duman adamlar tarafından kandırılarak hiç bitmeyecek bir mücadele içerisinde kaybolmalarının ardından zamanın da sahibi olan Hora Usta rehberliğinde, duman adamları alt ederek bütün arkadaşlarını ve dünyayı kurtarırken yanında yalnızca naifliği vardır.   Zaman üzerine pek çoğumuz için karmaşık hem teknik hem de felsefi açıklamalar bulunan h...

Adem’den Önce, Jack London

Resim
  Amerikalı yazar Jack London’ın tarih öncesi çağlarda yaşamış olan maymun-insanların gündelik hayatlarını anlattığı çocuk-gençlik-yetişkin romanı. Bir çocuğun rüyalarından yola çıkılarak kurgulanan romanın, rüya kısımlarını çıkardığımızda her yaştan çocuk da zevkle okuyabilir. Ben de okurken sık sık Beyaz Diş’i anımsadım. 1905 yılında yazılan roman, dönemin yeni ve popüler keşfi evrim teorisinden yararlanarak ağaçlardan yere inme aşamasında maymundan insana dönüşmekte olan üç tür canlının; ağaç insanları, mağara insanları ve ateş insanlarının her ne kadar teoriye uymasa da bir arada yaşadığı dönemde kısa bir kesit sunuyor.     London; insanın, simgesel düşünme, dil, iletişim ve uzamsal düşünme biçimlerine henüz kavuşmadığı dönemde geçen hikâyesinde insanın oluşumuna dair sorulara yanıt arıyor. Jack London’ın maymun-insanları çabuk unutuyor, yarını düşünmüyor, her anları ölüm korkusu ile çevrelenmiş olsa da bütün günlerini oyun oynayarak geçirmekten ve delice, utanmaz...

Sessizlik ve Gürültü, Nihad Siris

Resim
  Suriyeli muhalif yazar Nihad Siris’in ülkesinde daha basılmadan yasaklandığı için ilk olarak 2004 yılında Beyrut’ta yayımlanan sonrasında pek çok dile çevrilen siyasi distopik romanı. Ülke olarak adı açıkça bildirilmeyen ancak doğuda geçtiği belli olan bir coğrafyada yaşayan ve sesi kısılarak, yazması engellenen yazar Fethi Şiyn’in, ülkenin despot diktatörünün iş başına gelişinin yirminci yıl dönümü kutlamaları esnasında geçirdiği bir günü ve iktidar tarafından köşeye sıkıştırılmasının konu edildiği roman, 1984 benzeri distopik bir ortamda geçiyor. Yazar Nihad Siris roman içerisinde sansüre,   baskıya,   şiddete, genç ölümlere, hamasî siyasete, tek adam rejimine karşı etkili bir mutlakiyet karşıtlığı ortaya koyarken aynı zamanda özel olarak kitlesel hareketlere teşne, topluluk olma hevesinde, bireysellikten uzak doğu halklarına yönelik olarak da toplumsal bir takım eleştirilerde bulunuyor. Nihad Siris’in romanında özellikle müzikten ve genelde sanattan kovulmuş halk, ...

NUTUK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Resim
  Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk tarafından yazılan ve 1927 yılında Cumhuriyet Halk Partisi genel kurulunda bizzat kendisi tarafından okunarak ulusa duyurulan eseridir. Ata’nın 1919 yılında tamamen bir başına Samsun’a çıkışıyla başlayan ve belgelerle desteklenerek Milli Mücadele safhalarının anlatıldığı eserde, Cumhuriyet dönemi kimi siyasi olaylarına da çokça değinilmekte. Ben bu eseri siyasi, tarihi bir vesika olarak değil, psikolojik bir çözümleme, strateji ve mücadele yöntemlerine dair bir ders olarak okudum. Kitabın en başından itibaren Atatürk’ün çevresini etkisi altına alan karizması ve insan yönetim becerileri okur olarak beni de hemen içine aldı. Bunda, Atatürk’ün asla geri adım atmayan stratejik dehası, devrinin en önemli adamlarına ve hatta aydınlarına bir öğretmen edasıyla bellettiği demokrasi, milliyetçilik, tarih ve siyaset bilinci, devlet yönetimi ile beş dakika sonrası ile on beş yıl sonrasını aynı anda görüp, planlayıp çizdiği ve içinde bir sır gibi...

Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme, Barış Bıçakçı

Resim
  Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme ,    istisnasız her romanı başyapıt sayılabilecek yaşayan Türk yazarlarının en önde gelen temsilcilerinden, çok sevdiğim Barış Bıçakçı’nın son kitabı.  2021 tarihli kitap 14 kısa öyküden oluşuyor. Epey kısa öyküler, tamamı yaklaşık 90 sayfaya sığmış. Barış Bıçakçı’nın sakin, derin, anlam yüklü cümleleri, yani bilindik tarzı bu kitapta da hâkim unsur. Öyküler kısa olduğu için ben mi içine giremedim, yoksa gerçekten hafifler miydi şu an için tam bilemiyorum. Yada beklentiyi çok yüksek tutmuş olabilirim. Çünkü büyük hevesle almıştım. Yine de her açıdan ortalamanın üstü bir edebiyat hazzı garanti edilebilir. İyi okumalar dilerim.

Kalemimin Sapını Gülle Donattım, Ferhan Şensoy

Resim
  Ferhan Şensoy’un on yaşından başlayarak, Fransa’daki tiyatro eğitimi ve Kanada’yı birbirine katıp ödüllü bir yönetmen olarak yurda dönmesine kadar olan günlerini anlattığı otobiyografik romanı. Zaman zaman çocukluğuna dönüşlerle, Samsun, Çarşamba, Ünye günlerine gidip gelen romanın içinde Galatasaray Lisesi de ana karakterlerden biri olarak yer alıyor. Sıra dışı olayların ardı ardına anlatılışındaki samimi üslup gerçek olduğu izlenimi doğursa da, pek çok yerinde kurguyla gerçek birbirine karışmış gibi düşündürmüyor değil. Bunda olayların absürtlüğü kadar Ferhan Şensoy’un bilinen üslubunun da etkisi var. Kitabın nedenini tam olarak çözemediğim (yakında çözerim) insana iyi gelen, abartılı olmaktan korktuğum için söylemeye dilimin varmadığı bir anti depresan etkisi var. Ekşi Sözlük’teki yorumlarına baktığımda bu şekilde düşünen tek kişi olmadığımı da anladım.   Orta Oyuncular Yayınlarının, daha doğrusu Ferhan Şensoy kitaplarının büyük puntolu basımının yanı sıra, 33. Baskısın...

DOLUNAY İKİ GECE SÜRER - BAŞAR BAŞARIR

Resim
  Bir müzisyen düşünün; her albümünde farklı bir tür müzik yapsın, hepsini iyi yapsın ve kimseye benzemesin. Dilediği zaman uzun yıllar dinlenecek birinci sınıf müzik yapsın, dilediğin zaman Zorba'nın santuru çalışı gibi sırf canı öyle istiyor diye yalnızca kendisi için en eğlenceli şarkıları yapsın. Ben, Başar Başarır'ın yazarlığını böyle hayali, havalı bir müzisyene benzetiyorum. Canının istediğini yazıyor ve canı o an ne istediyse iyisini yazıyor. Öykü kitaplarından ve ilk romanı Sibop'tan sonra ikinci romanı Dolunay İki Gece Sürer ile buna artık emin oldum.    Ölüsüne bir gün delisine her gün ağlayan, şahsen mutlu olmadığı için başkalarının mutluluğunun da sahte olduğuna sanan, emeklilik ile birlikte iktidarını da kaybetmiş, kanadı kırık, nefesi kesik, milli mücadele aşığı  Emekli Öğretmen İhsan Sami Bey ile annesinden miras suskunluğunu üstüne yakıştırmış, kendini karanlık odaya kapatmış, erken büyüyen yeni mezun makine mühendisi Gamze arasındaki olağan ...

İTİRAFLARIM - LEV N. TOLSTOY

Resim
  Tolstoy'un hayatının daha doğrusu düşünme eylemlerinin başlarında, zekasına ve zenginliğine güvenerek hayata özellikle de inançlara meydan okumasını anlattığı benim bildiğim tek kurgu dışı eseri. Tolstoy düşünmeye başladıktan kısa bir süre sonra mensubu olduğu burjuvazinin eylemlerini, yaşama amaçlarını sorgulamaya başlıyor. Başta Schopenhauer olmak üzere çağının düşünürlerinden esinlendiği kadarıyla öncelikle inancı redderek hayatın anlamız olduğuna karar veriyor ve intihara meylediyor. Ancak içinden gelen bir güç ile intiharının engellendiğini söyleyerek kendi küçük burjuva dünyasından çıkarak, milyonlarca küçük, fakir, eğitimsiz insanın hayatlarına eğiliyor ve onların mutlu, kendisinin ise mutsuz olduğunu görünce aralarına katılmaya karar veriyor. Bu arada geçmiş kutsal metinleri ve inananların yaşamlarını inceleyerek inanca dair fikirler yeşertmeye başlıyor. Belirli bir kanıya vardıktan sonra doğuştan mensubu olduğu Ortodoks Hrıstiyan cemaate katılarak kısa bir süre de ol...

EFRASİYAB'IN HİKAYELERİ, İHSAN OKTAY ANAR

Resim
      İhsan Oktay Anar, sadece okuru olmakla değil, aynı çağda yaşıyor olmakla da övündüğüm insanlardan biri. Her ne kadar yazmayı bırakmış olsa da, mevcut kitapları pek çok kimse için tekraren okunacak kitaplar arasında sayılır. Efrasiyab’ın Hikâyeleri’ni de uzun zaman sonra yeniden okudum. Kitap; Ölüm Meleğinin, ruhunu teslim almak üzere Cezzar Dede’yi ziyaret etmesiyle ve karşılıklı olarak birbirlerine hikâyeler anlatmayı böylece her hikâye için ölümünü bir saat geciktirmeyi teklif etmesiyle başlar. Aynı zamanda iyi okurların Puslu Kıtalar Atlası’ndan hatırlayacakları Uzun İhsan Efendi’yi kovalamaya başlarlar. Yol boyunca, mahalle mahalle gezerek karşılıklı olarak anlatılan hikayeler çoğu kutsal kitaplardan, efsanelerden ve hatta Süpermen yada Kırmızı Başlıklı Kız gibi bilindik anlatılardan oluşur. Az çok bildiğimiz yada hatırladığımız öyküleri İhsan Oktay Anar’ın kendine has üslubu ile okumak yeni bir tecrübe sağlıyor. Karşılıklı anlatılacak ilk hikâyeler “kor...

BİZ, YEVGENİ ZAMYATİN

Resim
  “İnsanların kanı kızıl ve ateşli oldukça, insanlık genç oldukça hep isyanlar, hep devrimler olacak.”   Rus Yazar Yevgeni Zamyatin’in ülkesinden uzakta yazmak zorunda kaldığı distopik romanı pek çok açıdan ilginçtir. George Orwell’ın 1984’ünün ve Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünyası’nın öncüsü ve hatta esin kaynağı olduğu söylenen romanı, Ursule K. Le Guin gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu eseri olarak nitelendiriyor. Bazı acımasız okurlar, iki yazarın açık bir şekilde esinlendiğini hatta arakladığını bile söylüyorlar. Bir başka ilginç nokta ise, kitabın kendi dilinde ve ülkesinde yazıldıktan ancak 68 yıl sonra, Gorbaçov döneminde yayımlanabilmiş olması. Zamyatin devrimden önce birlikte olduğu ve destek verdiği komünistlerle, devrimden sonraki idarenin mutlak otoriterleşmeye evrildiğini gördüğü ve söylediği için ters düşüyor ve tüm işlerinden el çektirilerek ülke içinde sürgüne gönderiliyor.   Yine de ılımlı olacak ki, Komünist idareden ülkeyi terk edebilmek için i...

HACI KOMÜNİST, FERHAN ŞENSOY

Resim
  Ferhan Şensoy’un Aşk Kapıyı Kırınca filmi münasebetiyle çıktığı Küba yolculuğunu, belli ki sempati ile yaklaştığı Küba’ya ilişkin gözlemlerini, bir nevi kamera arkası niteliği taşıyan film çekimi maceralarını mizahi bir dille anlattığı, bol purolu, İspanyolca soslu anı, seyahat kitabı. Ferhan Şensoy’u okumayı uzun süredir istiyordum ancak nereden başlayacağımı bilemiyordum. Geçen hafta Seval’le Özgür’ün kitaplığında görünce çektim aldım. İmzalıymış da. Ferhan Şensoy’un zekice mizahı çok hoş. İçinde o kadar çok puro anlatılıyor ki, bitirene kadar iki kutu puro içmiş kadar oldum. Şensoy’un Küba’ya ve rejimine sempati ile yaklaştığını söylemiştim. Kitabın başında komünist olduğunu ve Küba’ya giderek hacı olacağını söyledikten sonra orada gördüklerini yer yer hayranlıkla yer yer ise hayal kırıklığı ile anlatması, objektif bir bakış açısı sunmaya çalışması kitabı değerli kılan unsurlardan biri. Küba’lı kadınlar, oyuncu arkadaşları yada set çalışanları ile ilgili cinsiyetçi cümle...